İZOTEL Reklam
İstanbul
DOLAR42.4685
EURO49.365
ALTIN5762.1
Gökhan ARSLAN

Gökhan ARSLAN

Mail: [email protected]

Ortadoğu’da Yeni Savaş Riski: Netanyahu, Trump ve Petrolün Gölgesinde Türkiye

Ortadoğu’da Yeni Savaş Riski: Netanyahu, Trump ve Petrolün Gölgesinde Türkiye

Ortadoğu’da Yeni Savaş Riski: Netanyahu, Trump ve Petrolün Gölgesinde Türkiye

Ortadoğu’da kartlar yeniden karmaşık bir biçimde dağıtılıyor. Mesele artık sadece İsrail ile Filistin arasında yıllardır süregelen krizden ibaret değil; Mısır hareketleniyor, Suudi Arabistan alarmda, Husiler sahnede, petrol tırmanışta ve İsrail seçime gidiyor. Tam bu sırada Donald Trump’ın Netanyahu’ya açık destek vermesi ise tesadüf olamayacak kadar zamanlaması ayarlanmış bir adım. Zira savaş, seçim ve petrol aynı denklemde yer alıyorsa küresel siyasette rastlantılara yer yoktur.

Seçim Sandığının Gölgesinde Güvenlik Siyaseti

İsrail sandık başına gitmeye hazırlanırken Netanyahu’nun işi hiç kolay değil. Savaşların, krizlerin ve toplumsal kutuplaşmanın ortasındaki bir seçmene ulaşmak için sırtını dış desteğe ve güvenlik söylemine yaslıyor. Trump’ın onu “güçlü lider” olarak öne çıkarması, Netanyahu’nun ise güvenliği merkeze alması siyasetin bilinen bir kuralını anımsatıyor: Ekonomi tıkanmış ve toplum bölünmüşse dış tehditler körüklenir, gelecek endişesi taşıyan seçmene otoriter bir lider imajı sunulur. Ancak Ortadoğu’da sandık odaklı bu dilin bedelini doğrudan masum siviller ödüyor.

Gazze Hassasiyeti ve Bölgesel Savaş Riski

Türkiye açısından mesele sadece bölgesel bir dengeden ibaret değil; Gazze’de yaşanan insanlık dramı, Ankara’nın dış politikasında ve toplumun vicdanında en hassas kırmızı çizgiyi oluşturuyor. İsrail’in Gazze’deki saldırgan tutumu ve insani krizi derinleştiren adımları, Türkiye’nin adil bir barış ve ateşkes yönündeki diplomatik baskısını her geçen gün daha hayati kılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Mısır’ın, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik tırmanan saldırıları karşısında Kahire’nin desteğe hazır olduğunu duyurması krizin boyutunu daha da genişletti. Bir tarafta Gazze ve Lübnan hattında tırmanan gerilim, diğer tarafta Yemen, Mısır, Suudi Arabistan ve perde arkasındaki ABD-İran çekişmesi...

Bu karmaşık tabloyu okurken savaş uçaklarının ötesinde bakılması gereken asıl gösterge petrol fiyatlarıdır. Zira çatışmanın vatandaşa dokunan en kestirme yolu enerjiden geçer. Brent petrolün yükselişi, enerji ithalatçısı olan Türkiye için doğrudan bir maliyet demektir. Bölgedeki herhangi bir patlama; artan akaryakıt, nakliye ve çiftçinin mazot maliyeti üzerinden birkaç hafta sonra İstanbul’daki market raflarında enflasyon olarak karşımıza çıkar.

Türkiye İçin İki Kritik Öncelik

Türkiye, yüksek faiz ve baskılanan iç taleple enflasyonla mücadele ederken küresel petrol fiyatlarının Ankara’dan kontrol edilemeyeceği gerçeğiyle yüzleşiyor. Sınırımızın ötesindeki gerilimin faiz indirimi beklentilerini öteleme ihtimali, dış politikanın doğrudan bir ekonomi meselesi olduğunu kanıtlıyor.

Bu süreçte Türkiye’nin izlemesi gereken strateji iki temel sütuna dayanmalıdır:

  1. Diplomatik Duruş ve Gazze Hassasiyeti: Gazze’de akan kanın durdurulması ve insani koridorların açılması için ilkeli tutumunu sürdürürken, geniş çaplı bölgesel çatışmaların tarafı olmadan diplomasi kanallarını açık tutmak.

  2. Enerji Bağımsızlığı: Karadeniz gazı, yenilenebilir ve nükleer enerji yatırımlarını milli güvenlik önceliği olarak görerek dışa bağımlılığı azaltmak.

Asıl Tehlike: Savaşın Normalleşmesi

Ekonomik faturadan daha ağır olanı ise küresel kamuoyunun Gazze’de ve bölgede yaşanan insan kayıplarını sıradan birer istatistiğe dönüştürmesidir. Ekranda birkaç saniye görünen kayıp haberleri, ekran kapandığında bölge halkı için ömür boyu sürecek bir yıkım anlamına geliyor. Güçlü devlet olmak, sadece silaha sahip olmak değil; adil barışı savunmak ve o silahı ne zaman kullanmaması gerektiğini bilmektir.

Önümüzdeki kritik süreçte Türkiye, Gazze konusundaki tarihi ve insani sorumluluğundan taviz vermeden, başkalarının çatışmalarına sürüklenmeksizin soğukkanlılıkla kendi milli çıkarlarını korumalıdır. Ortadoğu’da sıkılan her kurşun doğrudan sınırlarımızı aşmasa da yükselen her petrol faturası eninde sonunda vatandaşın cebine yansımaktadır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar